Zafer Partisi: İlk iki gün Devlet yoktu
Türk Milletinin bir defa daha çok üst düzeyde dayanışma örneği verdiği bu deprem felaketinde milletimizin başı sağ olsun. Allah kaybettiğimiz vatandaşlarımıza rahmet eylesin, yaralılarımıza acil şifalar, yakınlarına sabırlar versin
Zafer Partisi olarak ilk günden beri deprem bölgesindeydik. Hiçbir şekilde siyasi yönümüzü ortaya koymadan bölge halkına sosyal ve psikolojik destek yanında, ekmek, su, battaniye, bebek bezi, giyim eşyası, kuru erzak desteğinde bulunduk .
Hem mobil ekiplerle hem de Genel Başkanımızın başında olduğu Genel Başkan Yardımcıları ve GİK üyelerinden oluşan ekiple halen bile Adıyaman bölgesinde çalışmaları devam etmektedir.
400 ‘e yakın gönüllümüzle arama kurtarma çalışmalarına yardımcı olduk.
“Neredeydiniz?” diyenler var ya onlara bu cevap olsun.
İlk iki gün hakikaten bölgede devlet yoktu. Ben özellikle ve partimiz olarak devletçi bir partiyiz. Eğer, “Devlet yoktu” diyorsak buna inanmanız gerekiyor.
Ambulanslar her türlü kaza riskine rağmen can siperane yaralı taşıdılar. Her tarafta saniye geçmiyor ki bir ambulans sesi gelmesin. Ancak deprem bölgesinde yaşayan gerek emniyet personeli gerek askeri personelden bir fayda görmek bir fayda beklemek yapılabilecek e büyük yanlıştı. Belki kendisi göçük altındaydı belki annesi göçük altındaydı belki çocuğu göçük altındaydı.
Dolayısıyla ortada bir güvenlik zafiyeti vardı ilk iki gün. Açlık ve susuzluk insanlara çok şey yaptırabilir. Ancak televizyon ya da beyaz eşya çalmak, kuyumcu dükkanlarını soymak, enkazı soymak, yağmacılık değil de nedir? Bunu biz “yağmacı” olarak söylediğimiz zaman yanlış bir şey mi söylüyoruz?
Yine ilk iki gün vatandaş kendi enkazını kendi kaldırmak, kendi cenazesini kendi çıkartmak zorunda kalmıştır. Açlık ve çaresizlikle yardım gelmesini beklemiştir. Bunların hepsine tek tek şahit olduk. İnsanlar bizlere kollarımızdan tutarak, “Ne olur bize bir kepçe getirin, vinç getirin” diyorlardı. Orada çalışan kepçeler vardı hakikaten ama şunu unutmamak gerekir; bir enkaz var. Daha ikinci gündeyiz. Onun altında canlı da olabilir. Kepçe enkazın üstündeydi. Oradaki operatör arkadaşın o güne kadar bir enkaz çalışmasında bulunmamış sadece kepçe operatörlüğü yapmış.
Burada şunu sorgulamamız gerekiyor: EMASYA Protokolü neden kaldırılmıştır? Hangi güçler ve zihniyetler burada devreye girmiştir. Bu muhakkak sorgulanması gereken bir konudur.
Üçüncü günden itibaren anlaşılabilecek gibi değil inanın öyle bir şekilde yardım gelmeye başladı ki erzak, giyim eşyası, vinçler, kepçeler, tırlar. Bunlarla beraber arama kurtarma ekibi, sağlık personeli bölgeye akın etti.
Burada bir özeleştiri yapmak durumundayız; AFAD koordinasyon konusunda yetersiz kaldı. Bu bölgenin büyük olması, depremin çok ağır bir deprem olması olabilir ama AFAD’ın yetersiz kaldığı koordinasyon konusunda gerçektir.
Bir sürü arama kurtarma ve sağlık personeli onay verilmeyerek boş yere bekletilmiş hatta bir kısmı geri bile dönmüştür.
Depremin meydana gelmesinden 35 dakika sonra AFAD ilgili çağrıyı yapmıştı. Ancak bu olay başlarda ciddiye alınmadı. Yardımlar gecikmesine en büyük sebeplerden bir tanesi işte bu işin ciddiye alınmaması. 2019 AFAD Tatbikatı Kahramanmaraş senaryosu olduğu halde ve bu senaryo gerçekleştiği halde maalesef aynı reaksiyon gösterilememiştir.
Bir diğer husus; başından beri söylediğimiz liyakat konusudur. AFAD bugün bir bürokrasi silsilesi haline gelmiş, kimsenin sorumluluk almadığı ve sorumluya ulaşmak için çok yeri geçmek zorunda kaldığınız bir kurum olmuştur. Kızılay hakkında da bir sürü spekilasyon var. Neden çadırları gelmedi, neden mutfağı gecikti, neden seyyar tuvalet yok ki hakikaten oradaki en büyük sorunlardan birisi seyyar tuvaletteydi. Özellikle kadınlarımızın nasıl sıkıntılar çektiğini tahmin ediyorsunuz.
AFAD ve Kızılay aynı amaca hizmet ettiği halde neden birbirinden ayrı çalışmaktadır. Bazen bir şey soruyorsunuz, “Ona Kızılay karar veriyor” birisine soruyorsunuz, “Hayır, AFAD’a gideceksiniz.”
Depremin ilk saatlerinde partimiz Divan Kurulu olarak izleyeceğimiz yolu belirlemiş ve hükümete OHAL çağrısı yapmıştık. Yine aynı şekilde Hatay’ın bir milli güvenlik meselesi olduğunu unutmadan en az 3 Ay süre ile gayri menkul satışlarının durdurulmasını öneriyoruz. İsrail’in nasıl kurulduğunu unutmayalım. Halkımızın bu bölgeden oluşabilecek göçünün önüne geçmeliyiz. Orası bizim milli güvenlik meselesi olan çok özel bir bölgemizdir.









Benzer Haberler
CHP'de 26 il başkanı görevden alındı
Sekmen: "Erzurum'un Dört Bir Yanını Asfaltla Buluşturuyoruz"
Büyükşehir'den Trafik Eğitimi
Enerji Kentleri Birliği Başkanı Mehmet Sekmen Güven Tazeledi
Taylan Özgül yazdı. “Umut Bir Duygu Değil, Bir Karardır”
Erzurum İl Jandarma'dan uyuşturucu operasyonu
Trump'dan Prens Selman'a hakaret
Ankara'da Erzurum Rüzgarı Esti