E-Ticaret Paketleri
Telefon
WhatsApp
ÇEKİM YASASI

Başımıza gelen şeyleri idrak edemediğimiz sürece ardı ardına aynı olayları yaşıyoruz. 

Neden bunları yaşıyoruz? 

Bunlardan kurtulmak mümkün mü? 

Çekim yasası; olumlu veya olumsuz düşüncelerin, bir kişinin yaşamına olumlu veya olumsuz deneyimler getirdiği inancıdır. İnanç insanların ve düşüncelerinin ‘’arı enerjiden’’ oluştuğu ve kişinin sağlığını, servetini ve kişisel ilişkilerini bu yöntemle iyileştirebileceği ve yaşamındaki olaylarda çekici bir enerji sürecinin var olduğu inancına çekim yasası denir. 

Sabah kalktığımızda ilk andaki düşüncelerimizle gün boyu yaşayacaklarımızı belirleriz, nasıl hissettiğimiz nelerle karşılaşacağımızı belirler. Çekim yasasının en önemli kuralı kendisine benzer frekanstaki olay ve durumları getirmesidir, bu yüzden de gün boyu aksiliklerle karşılaştığımızda düşen rezonansımız daha farklı birbirine benzeyen aksilikleri getirmeye devam eder. 

Peki çekim yasasını kontrol etmek mümkün mü? 

Evet mümkün..! 
Eğer siz güçlü bir farkındalıkla yaydığınız hislere gözlemci olabilirseniz, gün boyu başınıza gelebilecek durumları değiştirebilirsiniz.  

Düşüncelerinize ve ağzınızdan çıkan her söze dikkat etmelisiniz. 

Düşünceler ve sözler sizin kaderinizi belirler. 

İnsan müthiş, mükemmel ve kusursuz bir varlıktır.  

Yaratıcı sistem insana düşünce ile yaratma gücü bahşetmiştir, özgür iradenizle yapmış olduğunuz ya da yapmayı düşündüğünüz eylemler ile kaderinizi siz belirlersiniz. 

İyi veya kötü olmak sizin özgür iradenize bağlıdır. 

Evrende hem negatif hem pozitif enerji vardır, bizler her iki uçlu duyguyla karşılaşabiliriz fakat kötümser bir duygu ve düşünce otomatikleşmişse siz tüm yaşadığınız dünyayı endişe, kaygı ve negatif algılamaya meyilli olursunuz. Bu otomatikleşmiş düşüncelerinizin farkında olmazsanız hayatınızda yaratım yapmakta, bolluk ve bereketi getirmekte, arzu ettiğiniz sizi geliştirecek durumları yaşamakta zorlanırsınız. 

REZONANS 

Yaydığımız hissin alanıdır. Manyetik ve kalp ile beyin arasındaki ilişkidir. Bizler hayatın içinde rezone olduğumuz insani durumlar yaşarız, rezonansın içinde enformasyon bilgiler tanımlıdır. Dünyanın işleyiş biçimi bilgi alışverişi üzerine kurulmuştur. Bilinçaltlarımız birbiriyle haberleşir ve birbirimize rezone oluruz, hiçbir karşılaşma tesadüf değildir, tesadüf diye bir şey yoktur. 

Bizler sadece bedenlenmiş ve zihinden oluşan varlıklar değiliz. 

Bizler yaratıcı sistemin enerjisinden oluşan varlıklarız, siz kendinizi bedene indirgeyip sadece zihin olduğunuzu zannettiğinizde problem yaşıyorsunuz, aslında kaynak sorunsuz ve sınırsız olarak akışa devam ediyor, sizin teslimiyet halinde korkularınızdan arınmış ve özgürleşmiş olarak yaratıcı sistemle bir olduğunuzun bilincine geldiğiniz de bolluğu ve bereketi de hayatınıza çekebilirsiniz. 

HAYALLERİMİZİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜREBİLMEMİZ MÜMKÜN MÜ? 

Öncelikle Ruh beden ve zihin dengemizi sağlamalıyız. 

Kendimize hayal kurmak için izin vermeliyiz. 

Hayal kurmamızı engelleyen en büyük etken çocukken hak etmiyorum inancıdır. Kişiler hayal kurmakta tereddüt yaşıyorlar, kurduğu hayaller gerçekleşmezse yaşayacakları, hayal kırıklıklarıyla baş edememekten endişe ettikleri için hayal kurma aşamasına bile geçemiyorlar. Aslında hayal kurmak zihni kandırmaktır. Eğer bedeninizi ve zihninizi hayallerinizin içine yerleştirebilirseniz çok hızlı bir şekilde kurduğunuz hayali gerçekleştirebilirsiniz. Beden ego da kaldığı sürece sadece içsel sabotajlar devreye girerek hayallerinizi sabote ediyor bu da çocukken öğrenilmiş çaresizlikten kaynaklanıyor şöyle ki; para zor kazanılır, sen başaramazsın, sen onlar kadar iyi değilsin, sen bunu hak etmiyorsun gibi kavramlar sizin harekete geçmenizi ve hayallerinizi gerçekleştirmenizi engelliyor. Eğer siz tüm bu olumsuzlukları aşabilirseniz egonun zihnin ve bedenin ötesine geçebilirseniz hayalinizin içine beş duyunuz ile gidebilirseniz bedenlenmiş olarak hayalinizi gerçekleştirebilirsiniz. 

Kendinizi koşulsuz olarak sevin, her aynaya baktığınızda kendinize seni seviyorum ve onaylıyorum deyin bunu inanarak ifade edin inanç yaratım sağlar.  

Bizim duygularımızın merkezi kalbimizdir, kalbimizde reseptörler vardır ve duygularımız kayıtlıdır.  Beynimizdeki düşünceler kalbimizde duygularımız ile buluştuğunda gerçeğe dönüşür, bu yüzden nasıl bir inanca sahip olduğumuz genel bir farkındalığa eriştiğimizde arzu ettiğimiz inancı oluştururuz, yani kokularımız yerine hayallerimize inanmayı seçebiliriz, böylece hayallerimiz gerçekliğimiz olur, korkularımız değil. Bazen başınıza çok kötü şeyler gelebilir önemli olan bu kötü şeyleri kanıksamamak ve kurban bilincine girmemektir. Çok kötü dediğiniz olaylar, çok güzel şeylerin başlangıcı olabilir. Bakış açınızı değiştirdiğinizde hayatınızı değiştirirsiniz.  

Şunu asla unutmayın bizler bu dünyaya kendimizi sevmeyi öğrenmeye geldik kimsenin takdirine veya onayına ihtiyacımız yok. Kendinizi sevin ve onaylayın... 
 
 
Bir başka yazımda görüşmek üzere, Hoşçakalın 
 
Selda CİDO

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!